Erkekler kadınlardan daha agresif

0

Erkekler kadınlara oranla şiddete daha eğilimliDepresyon, anksiyete bozuklukları gibi ruhsal hastalıklara dünyada ve Türkiye’de çok sık rastlanıyor. Bu hastalıkların bu kadar yaygın olmasının en önemli nedenlerinden bir tanesi ise geçmişe oranla çok daha fazla insanın hekime başvurması ve çok daha fazla tanı konabilmesi.

 

 

Amerikan Psikoloji Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Diane F. Halpern, pek çok insanın hekime başvurmaya çekindiğini ve depresyon gibi bir hastalığı tek başına, sessizce yaşamaya çalıştığını söylüyor. Halpern’e göre bunun en önemli nedenleri ise ruhsal hastalıkların hâlâ örneğin bir diyabet kadar normal karşılanmaması ve “akıl hastası damgası” yeme korkusu. Prof. Halpern, terörün, savaşların insan psikolojisini olumsuz etkilediğini, ancak bu hastalıkların yaygınlaşmasından sadece savaşların sorumlu tutulamayacağını da sözlerine ekliyor: “Savaşlar insan tarihinde hep vardı. İnsanlar her türlü stresle başaçıkabilirler. Ruhsal sorunlarının çözümü olduğunu unutmamalılar”…

Dünyada en sık rastlanan psikolojik rahatsızlıklar neler?

En sık görülen psikolojik rahatsızlıklar depresyon ve anksiyete bozuklukları. Dünya çapında ne kadar depresyon hastası olduğuna dair net bir rakam vermek mümkün değil. Çünkü bu hastalıkları çok iyi tedavi edebilmemize rağmen, yine de pek çok insan doktora gitmiyor, dolayısıyle tedavi olamıyor. Bu hastalar da dolayısıyla istatistiklere yansıyamıyor. Hastalığını gizleyen, ruhsal bir hastalığa sahip olduğundan dolayı utanan, “damgalanmaktan” korkan çok insan var. Toplum tarafından damgalanma korkusu, hâlâ pek çok insanın doktora gitmesini engelliyor. İnsanlar “Diyabet hastasıyım” ya da “kalp hastasıyım” demeye çekinmiyorlar. Ama “depresyondayım” ya da “ruhsal bozukluğum var” demeye çekiniyorlar. İnsanların, ruhsal hastalıkları da normal karşılamaları için bizim yapmamız gereken çok şey var. Başta, bu hastalıkların tedavisi olduğunu bilmeliler. Bir de intihar oranları genç insanlarda hâlâ çok yaygın.

İnsanların “damgalanmaktan” korkmaları nasıl engellenebilir?

Toplumun önyargıları nasıl kırılabilir?

Hastalar, depresyonun da sıradan bir hastalık olduğunu bilmeliler. Diyabet olunca nasıl bu hastalığı dile getirmekten utanmıyorlarsa, depresyona girdiklerinde de bundan söz edenbilmeliler. Bu hastalıların çözümü, etkili tedavisi olduğunu bilmeliler. Depresyona, herkesin başına gelebilen normal bir hastalık gözüyle bakmalılar. Ruhsal hastalıklar utanılacak hastalıklar değil.

Neden bu hastalıklar bu kadar yaygın?

Bunun tek bir nedeni yok. Geçmişe oranla artık çok daha fazla insan doktora başvuruyor. Dolayısıyla bu da istatistiklere yansıyor. Daha fazla tanı konuyor böylece.

Bu hastalara nasıl yardım ediyorsunuz? Hangi tedavi yöntemleri tercih edilmeli?

Doğru uzmana gitmek çok önemli. Gittiğiniz uzmanın deneyimli ve bu konunun uzmanı olduğuna dikkat etmelisiniz. Hem psikoterapi, hem de ilaç tedavisi çok önemli. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değil. Bu tedavi yöntemleriyle pek çok sorun ortadan kaldırılabilir. Ayrıca ruhsal sorunlar, diyabet, kalp hastalığı, yüksek tansiyon gibi pek çok hastalığa da yol açabiliyor. Dolayısıyla beden sağlığı için, ruh sağlığına da dikkat etmek lâzım. Ruh ve beden sağlığı birbirinden ayrılamaz, birbirlerini etkilerler.

Sadece ilaç tedavisi uygulayan uzmanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu yanlış. Psikoterapisiz, tek başına ilaç tedavisi olmaz. Psikoterapiyi ilaç tedavisinden ayırmak yanlış olur.

Çok fazla antidepresan tüketimi olduğunu düşünüyor musunuz?

Bazen gereksiz yere kullanıldığı oluyor, ama çoğu zaman bu ilaçlar gerekli olduğu için kullanılıyor. Bunu söylemek zor, çünkü kişiye özel tedavi uygulamak lazım. Bazı insanlara psikoterapiyle beraber ilaç vermek gerekiyor, bazı insanlara kısa dönem, bazılarına ise uzun dönem ilaç vermek gerekiyor. Kişiden kişiye değişik kullanılır bu ilaçlar. Elbette ilaçların da suiistimal edildiği de oluyordur.

Kadınlar mı, yoksa erkekler mi ruhsal hastalıklara daha yatkın?

Erkeklerin kadınlardan daha agresif bir yapıya sahip olduklarını biliyoruz. Savaşları da zaten ülkelerde genellikle erkekler yürütüyor. Hapishanelerde erkekler çoğunlukta. Erkek çocuklar daha hareketli, onlara verilen oyuncaklar da şiddeti tetikliyor. Tabanca, tank gibi oyuncaklar da agresif yapılarını daha fazla ortaya çıkarıyor. Çocuklara hep vahşet özendiriliyor. Daha barış dolu olmayı öğretmek lâzım çocuklara. Depresyon ve anksiyete gibi hastalıklara ise kadınlarda daha sık rastlanıyor. Örneğin kadınlarda depresyon görme sıklığı erkelerden 3 kat daha fazla. Erkeklerde ise alkol bağımlılığı gibi sorunlara daha sık rastlanıyor. Ancak bu, toplumlara göre de değişebilir.

Dolayısıyla kültürel farklılıkları da dikkate almak lazım.

Dünyanın psikolojisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu savaşlar, terör, hepimizin ruh hâlini bozdu mu sizce?
Net bir cevap vermek zor. Çünkü bugüne kadar savaşlar hep vardı. Tarihimiz savaşlarla dolu. Savaşlar dünyada yaşanan olaylardan biri. Ancak ben bir optimist olmayı, olaylara olumlu taraftan bakmayı tercih ediyorum. Her şeye rağmen insanların mutlu olabileceklerine, olumsuzlukları ise değiştirebileceklerini düşünüyorum.

İş hayatı insan psikolojisini, özellikle de özel hayatı olumsuz etkiliyor mu?

İşinizin, aile hayatınıza zarar vermesini engelleyebilirsiniz. Bu sizin elinizde ve mümkün. İş ve aile hayatını bir arada çok iyi yürütebilmek mümkün. Güzel bir işin, aile hayatını da olumlu etkilediğine dair pek çok çalışma var elimizde. İnsanlar işleri ya da aileleri arasında seçim yapmak zorunda değiller. İkisini bir arada götürebilirsiniz. Esnek çalışma saatleri olan bir işte çalışılabilir, evden çalışabilirsiniz, bu alternatifi insanlar hiç düşünmüyorlar. Ayrıca stresle başa çıkmak da önemli.
Ama bu her zaman mümkün olmuyor.
Her zaman mümkün olabilir. İnsanlar rahat olmak istemiyor. Sorun burada. İsterlerse iş hayatından zarar görmezler. Çok yoğun çalışan bir insan bile çalışma saatlerini düzgün ayarlarsa kendine ve ailesine zaman ayırabilir. Stresle de herkes başa çıkabilir. Özellikle de egzersiz çok önemli.

Yeni bilimsel çalışmalar var mı?

Evet. Özellikle de beyin kimyasını daha iyi anlamaya yönelik pek çok güzel araştırma var. Alzheimer hastalığı konusunda güzel gelişmeler var. Önümüzdeki 10 yıl içinde Alzheimer hastalığıyla ilgili güzel gelişmeler olacak. Bu hastalılar çok önemli. Çünkü yaşlı nüfus artıyor. Yeni ilaçlar geliştiriliyor. Beyin kimyası davranışları etkiliyor. Öte yandan psikoterapi de beyin kimyasını etkiliyor, değiştirebiliyor. İnsanlar sadece ilaçların beyin kimyasını etkilediğini düşünüyorlar. Oysa çalışmalar, psikoterapinin de bazen tıpkı ilaçlar kadar etkili olabileceğini, beynin kimyasını değiştirebileceğini gösteriyor.

Share.

About Author

Leave A Reply