Bazen unutmak isteriz…

0

Everest Yayınları-Bazen Unutmak İstersin

Kürşat Başar ’ın yeni kitabı “Bazen Unutmak İstersin” Everest Yayınları’ndan çıktı. Başar’ın kitabı kadın-erkek ilişkilerini anlatan öykülerden oluşuyor.

Başar’ın yeni kitabında kısa hikayeler arasında dolaşırken hepimizin unutmak istediği ne çok şey olduğunu görüyor ve geçmişle yüzleşiyoruz. Acısını çoktan dindirdiğimizi sandığımız ayrılıklar, bazen baktığımız halde göremediğimiz aşk halleri, çoğunlukla pişmanlıklar, geçmişimizin tozlanmış raflarının üzerinde bir kez daha geziniyor. Başar ile aşkın hala çözemediğimiz hallerini konuştuk.

Okurken şunu hissettim: Aşık olanlar hep mutsuz bir sona doğru koşar adım gider gibi. Neden bu mutsuzluk, mutlu aşk yok mudur gerçekten?
Kim bilir belki de hayatın ta kendisi gibi… Her şey bir yerde bitiyor ve bu pek de mutlu son olmuyor. Mutlu aşk var elbette ama sürekli aşk yok. Belki bu yüzden onun sürekli olmasını istediğimiz için mutsuz oluyoruz. Saklanabilecek, dondurulabilecek bir duygu değil.

Aşk kaza gibidir, başınıza gelir veya gelmez

“Aşk” bu kadar kendi içeriğinden uzakta bilmediğimiz bir yerde dururken şimdi biz onu nasıl tarif edip yaşıyoruz?
Şimdi her şey aşk oldu. Reklamlarda bile yumurtayla sucuğun aşkından söz ediliyor. Dizilere bakın hepsinin isminde bir aşk sözcüğü geçiyor. Neden bu kadar aşık olmaya yer arıyoruz bilmiyorum. İnsan ille de aşık olmak zorunda değil. Sevgiye dayalı, huzurlu, güzel ilişkiler yerine herkes filmlerde izlediği gibi aşık olmak istiyor. Ama bu yüksek duygu böyle her karşılaştığınızla yaşanacak ya da hadi gidip aşık olayım diyerek bulacağınız birşey değil. Kaza gibi birşey. Başınıza gelir veya gelmez.

Aşk içgüdünün estetize edilmiş halidir

Hani şu bilim insanları hep açıklıyor ya; aşkın ömrü 3 ya da 5 yıl diye. Okuduklarımda gördüm ki aşkın buluşma hali aşk olmuyor aslında, sizce durum ne?
Psikiyatrların söylemek istediği sanıyorum şu. Aşk bir içgüdünün estetize edilmiş hali. Aslında doğanın bizden istediği aşık olmamız değil, türü sürdürmemiz. Eğer bütün duyguların en yukarıda olduğu bir durumda yıllar boyu yaşasak başka hiçbir şey yapamazdık. Bu yüzden buna bir ömür biçiliyor. Belki o duygu hüsranla bitiyor belki başka birşeye dönüşüyor.

Kürşat Başar-Bazen Unutmak İstersin

Bazen Unutmak İstersin kitabınızın adı. Unutmak çok zor bir gerçeklik hali. Hatta bana göre imkansız. Sırtımızda büyük ve kimsenin açmasına müsaade etmeyeceğimiz kilitli valizlerle dolaşıyoruz, yaşıyoruz ve acı çekiyoruz. Unutmak için formül var mıdır, belki de sizin öneriniz?
Benim garip bir belleğim var. Kötü şeyleri kendiliğinden bir süre sonra siliyor. Belki bunu ben yıllar içinde geliştirdim bilmiyorum. Geçmişi sırtında taşımak obezlik gibi birşey. Size sürekli bir ağırlık veriyor, sizi hasta ediyor. O yükten kurtulmak lazım. Ancak o zaman başka şeyler yapabilir insan ve kim bilir belki en çok üzüldüğü, unutamadığı şeyden çok daha iyi bir hayatla karşılaşabilir.

Unutamayanlar aslında eşittir tutunamayanlar mı? Bilemiyorum. Bu biraz ağır olur. Ama bir başkasına hissettiğiniz duygunun bütün hayatınızı kötü bir biçimde etkilemesine izin vermemek gerekir bence.

Metinlerinizin alt yazısında hissedilen büyük bir acının tasviri var, siz neleri unutmak istediniz?
Hüzünlü şeyleri unutmak isterim. “Başucumda Müzik”in baş kişisi bir yerde şöyle diyordu, “Hatırlamak güzeldir derler, değildir…” Geçmiş beni kimi zaman mutlu edip güldürse de çoğu zaman hüzün verir. Çünkü en güzel anlar da olsa artık yeniden yaşanamayacak.

Akıl değil duygularla ilgilidir aşk

Sadece bir yazar olarak sormuyorum tabii ki, felsefe okumuş biri olarak şunu sormak istiyorum size, insan kendine kötü geleceğini bilse de neden o ilişkinin içine sürükleniyor ve çıkmaza giriyor?
Aşkın bu kadar çok konuşulmasının ve hiçir zaman tam olarak çözülememesinin nedeni (her ne kadar bilimsel tanımlar, bizim gibi akıl verenler çıksa da☺) akıldan çok duygularla ilgili olması ve her zaman her insan için her farklı dönemde ayrı bir duygu yaratıyor olması. Insan böyle bir durumda akılcı kararlar veremiyor. Zaten planlar yaparak, ben şuna aşık olmalıyım, bu bana uygun insan gibi düşüncelerle hareket etseniz o aşk değil mantıklı bir ilişki biçimi oluyor.

Aslında bütün suçlu ego mu?
Hayır, bütün suçlu doğanın bize verdiği bu tanımlanamaz duygu. Bazen başka yerlerde, örneğin sahnede çalarken, ya da bir kitap yazarken ya da okulda başarı elde ederken de insan büyük heyecanlar yaşayabilir ama gerçek bir aşkta karşınızdaki kim olursa olsun bazen egonuza yenik düşerken bazen egonuzu tamamen yok edebilirsiniz. İnsanı kendisini tanıyamaz hale getirebilen bir duygu. Çoğumuz aslında asla yapmayacağımız şeyleri yapmaz mıyız aşık olunca. Çoğumuz yıllar sonra ben bunları nasıl yaptım ya da ben bu insana nasıl bu kadar değer verdim diye sormaz mı?

Share.

About Author

Leave A Reply