Teoman: Hayattan çok sıkılıyorum ama ölümden acayip tırsıyorum

0

 

Teoman

Teoman 20 yıldır rock müziğin ve hayatımızın içinde.Evimizin asi çocuğu olarak onu bağrımıza basmış görünüyoruz. Hatta rock ve müzik denilince onu en tepeye yerleştiriyoruz. Evliliği, aşkları ve artık kızı çok konuşulsa da o yalnızlığından dem vuruyor hala.Hayattan çok sıkıldığını belirtse de aslında ölümden de acayip tırstığını söylüyor.

Size en dayanılmaz gelen rahatsız eden insanlık halleri?
Dün en yakın arkadaşımla şu sıra keyfimizin ne kadar iyi olduğunu konuşuyorduk. Sonra kendi halimize güldük. Çünkü ikimiz de özellikle son 5-6 senedir yoğun ruhsal rahatsızlıklar yaşıyoruz. Peki, ne değişti de biz kendimizi iyi hissediyoruz diye düşündük, hiçbir şeyin değişmediğine karar verdik. Olay bizde bitiyor yani. Bir başka problemli arkadaşımın da başka bir teorisi var. “Daha küçücükken, dünyayı cennet mi, cehennem mi olarak algıladığımıza karar veriyoruz” diyor.

Dünya ve hayat o kadar garip ve tanımlanamaz bir şey ki, bizleri etkileyen çok fazla  parametre var her duygu durumumuzda. Ama benim en çok rahatsız olduğum şeyler; gelecek endişesi ve can
sıkıntısı. Ne yapmak istediğimi bilmiyorum çoğu kez, olur olmaz takıntılar beliriyor içimde, huzursuz oluyorum. Çevre faktörleri de çok etkiliyor ruh halimi ama zaten ve ruh halimiz de çevreyi nasıl gördüğümüzü belirliyor. Merak duygum ve motivasyonlarım azaldığı için bahsettiğim can sıkıntısı sık sık yokluyor beni. Her şey önemsiz geliyor. İleride canım daha da sıkılacak diye korkuyorum.

Yalnızlık sadece kendim için dile gelmiyor

Yalnızlık en önemli tema yazdıklarınızda. Bu kadar yalnızlıkta insan hala sesini duyurmaya ne nedenle ya da nasıl çalışabilir?
O ses duyurma çabası yalnızlık fikrinden uzaklaşmak veya başkalarıyla kaynaşabilmek ile ilgili değil, başka motivasyonlar var onun içinde. Bir sanat formu oluşturmak istiyorsunuz, içinizdekini döküyorsunuz. Ve
bu döktüğünüz şey, her türlü duygu olabiliyor. Cinayet üzerine bile şarkılar var. Bir sanat formu üretmek istersiniz ve içinizden gelen duyguyu da o form içine yedirirsiniz. Benim takık olduğum duygu durumları vs. var. Bir de şu var tabi; bazısı karanlık yerinde arar duygularını, bazısı daha aydınlık yerlerde.

Ayrıca, ben yalnızlık duygusunu sadece kendim için dile getirmiyorum şarkılarda. Diğer insanları da çok yalnız buluyorum. Hatta bazen kendileri öyle gözükmemeye çalışsa bile., bu duygu sadece bana özgü değil ki, çağın derdi. Ayrıca, ben artık o kadar da yalnız değilim gündelik hayatımda, ama  çok arıza olduğum dönemlerimde saçmalıyorum, hem kimseyle
görüşmek istemiyorum, hem de derin bir yalnızlık çekiyorum. İnsanlık hali!

Ve aşk nasıl mümkün olabilir? “serseri “yi yazmış biri olarak aşkı tarif etseniz neler söylersiniz?
Ben aşkın mümkün olduğunu düşünmüyorum zaten. Hani  herkesin söylediği, aşkın dönüşmesi meselesi biraz avuntu. Bir sürü duygu çarpışmasını aşk zannediyoruz. Niye ergenler zırt pırt aşık oluyorlar da, yaş ilerleyince olamıyor insanlar ? Yıllarla bazı duygular yerine oturdukları için böyle tabi ki, geçici olabilecek şeyleri artık
baştan kaale almamaya başlıyoruz.

Yaşamın içindeki en büyük kayıp sizce hangisi?
Ölüm olsa gerek, çaresiz olduğundan. ölüm konuştuğunda, herkes susuyor, söylendiği gibi . aslında, sizin için ne hayatiyse o anda, en büyük kayıp o oluyor. biraz da, kayıplardan çok, o kayıplarla nasıl baş ettiğinize bakıyor olay. teoride herkes, zorunda kalınca her kayıpla baş ediyor ama yine de çok zorluyor insanı. psikiyatrik ilaçlar
ve tevekkül duygusuna ihtiyaç oluyor.

Kişilik yaşlandıkça kemikleşiyor

Ölümden tırsıyorum

Ölümlü bir varlığın bunun bilincinde olarak kin duyması, heyecanlanması, sahip olmaya çalışması ironik mi?
İnsan ne kadar çelişkili bir varlık. Her şeyimiz ironi zaten. Ben hem hayatta çok sıkılıyorum, yapacak şey bulamıyorum, hem de ölümden acayip tırsıyorum. check-uplarımı aksatmadım hayatım boyunca ve sürekli kullandığım  bir sürü de vitamin hapım vs. var.

 

Bununla beraber, vücudunuza zarar verecek bir sürü şey yaptınız ama

Kötü beslenme, içki, sigara. eh, bu çelişkili varlık çok yakın bir gelecekte şu andaki hislerinin hiç bir anlamı olmayacağını biliyor ama yine de yaz tatili planları yapabiliyor. “Bir zamanlar Anadolu” filmindeki bir sahnede abuk subuk, gereksiz işlerle ciddi ciddi uğraşılırken, birinin iç sesi “ 50 yıl sonra hiç birimiz yokuz” diyordu.

Kızınız hayatınıza neler kattı, çocuk sahibi olmak nasıl bir duygu?
Bana çok iyi geldi. Bu tip bir sorumluluk, sevgi, dayanak noktası meğer bana çok gerekli olan bir şeymiş. çocuk sahibi olmanın nasıl olabileceği önceden tahmin edilebilecek bir şey değil ama dediğim gibi bana çok iyi geldi. kafam çok karıştığı zaman, benim çarpışan düşüncelerimi doğru yerlerine oturtuyor, rasyonel ve sakin olmak
zorunda bırakıyor. değer sisteminizi düzenliyor, nelerin gerçekte önemli olduğu ortaya çıkıyor,  öncelikler, planlar, neredeyse her şey tekrardan düşünülüp,tasnif ediliyor. bundan da sıkıntı duymuyor, çok doğal karşılıyorsunuz. seve seve yapıyorsunuz.

İnsan yalnızlık gerçeğinin farkına ilk ne zaman varıyor?

Bence yalnızlık ilk olarak,  kişinin kendi kusuruyla da başlayabiliyor. Utangaç, çekingen duygularınız oluyor, mesafeli duruyorsunuz insanlara ve sonuç size yalnızlık olarak dönüyor. Kendini yalnız hissetmeyen, gayet sosyal ve mutlu insanlar  var ve  o insanlar zaten eğlenceli, şen şakrak, samimi tipler  oluyorlar. Başka insanlar
onların yanında  bulunmaktan mutlu oluyor. Ayrıca, yaş ilerledikçe karakteriniz keskinleşmeye başlıyor, genelde de zor insan olmaya doğru gidiyor. Biz bir sürü arkadaş- hepimiz evde kaldık olarak görüyoruz kendimizi- hem yalnızlığı seçiyoruz, hem de gelecekle ilgili ödümüz patlıyor bundan. Çocuk sahibi olmak burada da iç ferahlatıyor.

Şarkılarınızın çoğunu kim ya da kimler için söylediniz, söylüyorsunuz, sahne alırken karşınızda gördüğünüz tam olarak ne?
Sondan başlıyorum. sahnede ne hissettiğim, o anki keyfimle çok orantılı. Mesela keyfim yerindeyse, normalde bir sürü arıza çıkaracağım bir konserde olgunmuş, sakin biriymiş gibi davranabiliyorum. Eğer keyfim yerinde değilse hata yapanın emdiği sütü burnundan getiriyorum, sonradan pişman olsam da. Keyfim yerinde
değilse, konser vermek istemiyorum zaten, sinirli ve gergin oluyorum.

Şu sıralar seyirci ile aramız iyi

Seyirciye uyuz olmaya kadar gidebiliyor bu ruh halim. Ama keyfim yerindeyse, seyirciyi dostum ve hayranlarım olarak görüyorum ve onlar beni seviyor, ben de onlara bayılıyorum. şu sıralar gayet iyi gidiyorum. Ben, seyirci ve tüm ekip hep beraber bir parti yapıyoruz konserde çoğunlukla. 2 saat boyunca kendimize alternatif bir dünya yaratıyoruz. Ben de 2 saatliğine bir rock yıldızı hayali yaşıyorum kendim için. Şarkılarımı da bana bu hayali yaşatan seyirci için söylüyorum.

“Hayatta merak etmediğim şeyleri bile gördüm ve yaşadım”

Kendi çapımda hep meşhurdum

Ünlü olmak insanı değiştiriyor. Genellikle de olumsuz yönde. Bir de kimse size gerçek duygularıyla yaklaşmıyor. Ün dışarı çıkınca geriye kalana nasıl güveniyorsunuz? Gerçeği nasıl ayırıyorsunuz yalan
dolandan…

Şöyle bir giriş yapayım; ben 11 yaşından itibaren, her gece sahneye çıkma hayali kurdum yattığımda. 19 yaşında da ilk rock grubu konserimi verdim bir solist olarak ve o gün itibariyle kendi çapımda hep meşhurdum zaten. büyük bir ünden bahsetmiyorum ama kendimi havalı hissedecek kadar meşhurdum ilk konserimden sonra. ilk albümümün çıkışı bundan 10 yıl sonraya geliyor.

 

Üne nasıl alıştınız?

Ani olmadı.Kaldı ki, ben ilk başta ün hedefleyerek değil, kendimi, kendi şarkı sözlerim ve müziklerimle geçindirecek bir kariyer hayaliyle yaptım ilk albümümü. başka hiç bir iş yapmamaya, gerekirse sürünmeye karar vermiştim. Diğer işleri küçümsüyordum. ama şarkılarımla ilgili hiç kimse umut vermiyordu. yani demek istiyorum ki, ben bu hayal ettiğim konuma geldikten sonra, o ün ve  o ün nedeniyle benim peşimdeki insanlar umurumda nasıl olsun? benim hayallerim yanında hiç birinin önemi yok ki. ayrıca benim hiç kimseden duygusal bir talebim olmadı hayatım boyunca. gerçek ve yalan dolan konusundaki soruya dönersek; duygusal insanları severim ben ve onları da hemen tanır, onlarla
kaynaşırım. arkadaşlarımın çoğu benim 30 yıllık dostlarım. abartmayayım, 20.

Evde hiç şarkı söylemem

Şarkı söylemeyi bırakmıştınız ve neden döndünüz diye çok soruldu ama beni şunu soruyorum, Dönmek nasıl bir duygu? O noktaya iten duygu tam olarak ne?
Şarkı söylemek tek başına benim için hiç önemli değil. evde filan hiç şarkı söylemem, provayı filan da hiç sevmem. Konser konusunu eskiden çok anlamlı bulurdum, artık sadece eğlenceli bir şey olarak görüyorum.
benim asıl önem verdiğim şey şarkının ilk yazıldığı hali. kayıt bile edilmeden. Bence gerçek sanat orada bitiyor, sonra başka bir şey başlıyor; artık allayıp pulluyoruz şarkıyı .

“Konser de nihayetinde çok önemli bir şey değil” diyorsunuz

Daha önce sevilmiş şarkılarımızı aynen bir daha çalıyoruz. bir tekrar sadece. müziği bırakmak, aslında müziğe bağlı her şeyi  bırakmak benim için. ona bağlı tüm şeyleri. sahneye çıkma faslına geri dönersek; bir kere, ekonomik olarak sahneye çıkmak zorundayım zaten. kızımın doğumuyla beraber bir ekonomik hedefim var, çabucak halletmek istediğim. 25 kişilik bir konser ekibim  olduğu için sorumluluğum da var çalışanlarıma. sahne bölümü böyle. büyük hayallerim filan yok  işimle ilgili, bir kaç planım var sadece.

Şarkılarımın türlü versiyonları kalsın istiyorum arkamda. Eski şarkılar, farklı düzenlemeler gibi. eskiden stüdyoda yaptığım bir sürü şeyi beğenmiyorum, temize çekiyorum şarkılarımı. insanın zevki de değişiyor yıllarla.  Şu 1-2 sene içinde arşivi sunmak vs. gibi işleri bitireyim istiyorum.

Şarkı söylemesiniz, yazmasanız ne yapardınız?
Eskiden şarkıcı/şarkı yazarı olurum, arada da biriki film yapar, roman yazarım herhalde diye düşünürdüm. şimdi, başka bir şey beni heyecanlandırıyor. Genç isimlere prodüktörlük yapmaya başladım. yetenekli birilerinin kariyerine yardımcı olma fikri  benim için yeterli derecede anlamlı. Bu arada, benimle ilgisi olmayan ama çok
parlak isimler müzik piyasasına girdiler,  hatta kendilerince güzel bir kariyer başlattılar bile. alternatif müzik piyasası tüm maddi zorluklara rağmen canlı. bütün o garip isimli gruplar gayet iyiler. Kalben zaten çok öne çıktı ama jakuzi, she past away, güney marlen, yavru  ve daha bir çok  kendine özgü isimler var,. ben de benzer yolda
gidecek yeni gençlerle çalışmak istiyorum.

Merak etmediğim şeyleri bile gördüm

İnsan 50’ye yaklaştığında, geldiğinde arkasında kalan her şeye ne diyor? Tekrar merhaba mümkün mü bu vakitten sonra:)
Benim için 50’ye yaklaşmanın en problemli tarafı; hayatta hayal ettiğim hemen her şeyi yapmış, tüm meraklarımı gidermiş olmam.Hatta aslında ben hayal ettiğimden fazlasını yaptım, Merak etmediğim şeyleri bile gördüm. hayat bir tür tekrar artık ve sorunuzdaki “tekrar merhaba” bence mümkün değil. eh, n’apalım, biz de kendimize başka
meşgaleler buluruz. inşallah!

 

 

Share.

About Author

Leave A Reply