Korkmayın! Aşk acısından kurtulmanın da yolları var

0

 

 

Hayatının bir döneminde mutlaka herkesin başına gelmiş olan aşk acısı, Stern’e de kapak konusu oldu. Sevgiliden ayrılınca çekilen acılar, terk edilmenin dayanılmaz ağırlığı ve bunların böylesine büyük acılar yüklü olması bilim adamlarını da araştırmaya itiyor. Stern’in yaptığı habere göre; karasevda ya da aşk acısı üzerine son yıllarda araştırmalarını yoğunlaştıran bilim adamları, bazı insanların bir ayrılık durumunda neden daha fazla acı çektiklerini ortaya koydu. Çalışmalar gösteriyor ki, çekilen aşk acısında beyin yapısı ve çocuklukta yaşanan birtakım korkular büyük rol oynuyor.

Aşk acısı geçer

Psikiyatr Oğuz Tan, aşk acısının gerçek anlamda depresyona yol açabileceğini ve bunu yaşayan insanların kendisini değersiz, yetersiz, çirkin hissedebileceğini belirtiyor ve bu acıdan kurtulmanın yolları olduğunu belirtiyor. Tan’a göre aşk acısından kurtulmak için, öncelikle bu acının artık müdahale gerektirdiğini kabul etmek lazım. Tan iddia ediyor ki, aşk acısı nedeniyle intiharı düşünen bir insan psikiyatrik tedavi ile iki veya üç hafta içinde eski neşeli haline bile dönebilir. Ayrıca aşk acısını büyütenler küçük sorunları bile büyüttükleri için terapi ile bu sorundan kurtulabilirler.

Geçmiş yaşantılar ve aşk acısı

Psikologlar, aşk acısı ile kişinin geçmiş yaşantılarının birebir ilintili olduğunu savunuyor. Psikologlara göre, gelişim dönemleri içinde, okul öncesi çağdaki çocukların anne ve babaları ile kurdukları ilişkiler, onların gelecekte nasıl birer aşık olacaklarını da belirliyor: “Yaşam aktarımlardan ibarettir. Aşık olduğumuz kişiyi, kendi içimizdeki ilk gelişim süreçlerinin bizde bıraktığı izleri sembolize ederek görür ve anlamlandırırız. Bir nesneye aynı anda tahrip etme ve koruma dürtüsü ile yaklaşırsak da çatışmalı bir şey yaşarız.

Çocukluğumuzdaki doyumsuzluk erişkinlikteki aşk acılarımızı doğuruyor

Herkes bebeklik döneminden izler taşır. Bunlar kaybolmaz. Dışarıdan aldığımız etkilere göre, onlar bir örgütlenme ile karışım oluşturur. Bunun tonlarını ise ilk yaşantılarımız belirler. Bu süreç doyumsuzluklarla doluysa kişi ihtiyacı olanları karşısındaki kişiye yöneltir ve bunu aşk sanır. Annenin dokunmayışı, gerektiği kadar sevemeyişi buna neden olabilir.

Kendini sevmeyen başkasını sevemez

Kendini sevemediği için başkasını sevenler bu sorunları daha çok yaşar. Bu yüzden aradaki fırtınalar çok büyük yaşanır ki tam da bu nedenle aşk acısını yenmenin yolu kendini sevmekten geçiyor. Eğer içinizdeki aşk yeteneğini, sevgiye dönüştürebilirseniz ilişkiniz süreklilik zenginlik ve kazanabilir. Gerek terapi süreçleri gerekse kendi kendine yapılan telkinler insanın benlik saygısının yükselmesini sağlayabilir. İnsan karşı nesneyi sevebilmeyi öğrendiği zaman daha yüksek düzeyde bir başka benlik saygısıyla yaşamı birlikte üretmeyi öğreniyor.”

Share.

About Author

Leave A Reply